Hayatımız boyunca bin bir türlü olay geçer başımızdan. Yaşadığımız kötü tecrübelerin ardından “Neden bunlar benim başıma geliyor?” diye söylendiğimiz çok olmuştur. Bazen de her şey o kadar yolunda gider ki tam olarak içimizden geçen şey vuku bulur adeta.

İşte tüm bu anlam veremediğimiz rastlantıların cevabı bazı kişisel gelişimcilere göre “Rezonans Kanunu” ile açıklanabilir.

Evrene gönderilen enerji ile ilgili sayısız kitap yazıldı, araştırmalar ve belgeseller yayınlandı. İçerisinde gerçekten anlamsız teorilerin olduğu kişisel gelişim kitaplarını bir yana bırakacak olursak evrene gönderilen enerji ile ilgili gerçekten tatmin edici açıklamalar da mevcut.

1953 doğumlu Alman oyuncu, yazar ve yönetmen Pierre Franckh’in kaleme aldığı  “Rezonans Kanunu”nda anlatılan asıl mesele şöyle ki; kalbimiz beynimize kıyasla çok yüksek bir frekansta titreşimler göndermektedir.

Her insanın farklı frekanslarda rezonans titreşimleri vardır ki buna kitapta da kısaca “enerji” diyoruz. Sizin enerjiniz hangi titreşimle dünyaya yayılıyorsa, hayatınıza yansıyacak olan olaylar da aynı enerjiye sahip olacaktır. Kitapta bu durumu çok güzel bir örnekle anlatmış aslına bakarsanız. Piyanonun tuşlarına bastığımızda bir titreşim ve enerji ortaya çıkardığını hepimiz biliriz. Piyanonun herhangi bir tuşuna bastığımızda yanındaki tellerde de bir titreşim meydana gelir, bu örnekte olduğu gibi bizim titreşimimize ve enerjimize eşdeğer enerjileri hayatımıza çekiyoruz aslında.

Pierre Franckh, “Eğer şu ana kadar isteklerimiz gerçekleşmediyse, en şiddetli arzularımıza ulaşamadıysa; eğer hayatımıza hiç istemediğimiz şeyler girdiyse, eğer mutsuzsak veya yenilgiye uğradıysak, bütün bunların sebebini Rezonans Kanununda bulabiliriz. “ diyor.

İrlanda doğumlu yazar Joseph Murphy  kaleme aldığı “Bilinçaltının Gücü” kitabında;

Düşüncelerinizi değiştirirseniz kaderinizi de değiştirirsiniz
Neden bir insan üzgünken diğeri mutludur?
Neden bir insan korkak ve endişeliyken diğeri inanç ve güven doludur?
Neden bir insan amansız olduğu söylenen bir hastalıktan kurtulurken diğeri iyileşemez?
Neden bir insanın güzel, lüks bir evi varken diğeri derme çatma bir yerde yaşamak zorundadır?
Neden bir insan tam bir başarı örneğiyken diğeri sefil haldedir?
Neden bir konuşmacı ilgi çekici ve son derece popülerken, diğeri sıradan ve sönüktür?
Neden bir insan işinde ya da mesleğinde bir dehayken, diğeri hayatı boyunca hiçbir şey yapmadan ya da başarmadan düşekalka yürümeye çalışır?
Neden bu kadar fazla hoşgörülü ve ahlaklı insan zihnindeki ve bedenindeki olumsuzlukların acısını çekiyor?
Neden ahlaksız pek çok kişi başarılı, zengin ve sağlıklı olup bunun keyfini çıkarıyor?
Neden bir insan mutlu bir evlilik sürerken diğeri evliliğinde mutsuzluk ve hayal kırıklığı yaşıyor?
Bu soruların yanıtı, bilinç ve bilinçaltınızın işleyişinde gizli olabilir mi?
Kesinlikle evet.

diyerek, kitabında  evrene gönderilen enerjiyi çok daha sade ve anlaşılır bir şekilde bizlere aktarmıştır.

 Özetleyecek olursak bir insan bilinçaltından her ne geçirirse aslında onu yaşar. Aklınızdan geçirdiğiniz olayı, durumu ya da isteği eğer kalbiniz de kabulleniyorsa ve içten inanıyorsa üstünden çok da bir zaman geçmeden evren karşınıza bir ayna misali çıkarıyor. Kitapta da anlatıldığı üzere aslında aklımızdan geçirdiğimiz şeyler hakkında çok dikkatli olmalıyız. Evrene göndereceğimiz mesajda başımıza gelmemesini istediğimiz bir olay varsa eğer onu dillendirmek bile çok büyük bir hata.

Aslına bakarsanız her iki kitapta da anlatılan şey çok açık ve net. Hayatınızda istediğiniz herhangi bir durum için iyi dileklerde bulunun ve pozitif bir enerji ile doldurun tüm yaşamınızı. Kötü düşünceleri hayatınızdan olabildiğince uzaklaştırın, enerjinizi ve motivasyonunuzu düşüren insanlardan uzak durun. Gerçekten yürekten istediğinizde önünüzdeki tüm engeller birer birer kalkacaktır.

 

Tüm isteklerinizin gerçekleşmesi dileğiyle.

 

Benzer Yazılar

Bir Cevap Yazın