Dünya Kanser haftasında biz kadınların sağlıkla ilgili merak ettiği en önemli konulardan biri ola meme kanserini ele alacağız.   Çevremizde gün geçtikçe bu kansere yakalanan insan sayısı sürekli artmakta. Neredeyse her gün hakkında bir haber duyuyoruz.. Peki meme kanseri nedir? Belirtileri ve  önüne geçmemiz için bilmemiz gereken şeyler nelerdir?..

Öncelikle, kanser terimini kısaca inceleyelim isterseniz. Kanser vücudumuzdaki herhangi bir dokudaki hücrelerin  bilinen ya da bilinmeyen kompleks sebeplerden dolayı kontrolden çıkarak hızla çoğalmasıdır. Bunun sonucunda belli bölgelerde kitlenin-tümörün ortaya çıkması ve ilerleyen zamanlarda vücudun diğer dokularına da yayılması durumudur.

Meme kanseri, memenin süt bezlerinde ve üretilen sütü meme başına taşıyan kanalları döşeyen hücreler arasında, çeşitli etkenler sonucu kontrolsüz şekilde çoğalan ve başka organlara yayılma potansiyeli taşıyan hücrelerden meydana gelen tümöral oluşumdur.

Tüm kanser türlerine bağlı ölümler arasında, meme kanserine bağlı ölümler, ikinci sırada yer alıyor. İlk sırada, akciğer kanseri bulunuyor. Türk İstatistik Kurumu (TUİK) 2007 verilerine göre, 70 milyonu aşan ülkemizde, 100 bin kadından 22’si meme kanserine yakalanıyor. Meme kanserinden ölüm oranı 100 bin kadında yaklaşık 10 kişi olarak belirtiliyor. 

Nasıl meme kanserine yakalanıyoruz?

Bu soruya kesin yanıt vermek mümkün değil. Ama herhangi bir kadının bu hastalığa yakalanma ihtimali vardır (Hatta erkeklerin de). Bu ihtimal 40 yaşın altındaki kadınlar için daha az olsada, 40 yaş üstü kadınlarda ihtimal gittikçe artmaktadır (Şöyle ki, sadece meme kanseri değil, genelde kansere yakalanma riski hem kadın, hem de erkek için yükselmektedir.).

Gelelim bilinen etkenlere: beslenme, genetik yatkınlık, diğer çevresel faktörler.

ABD’de tüm yaşamı boyunca her 8 kadından biri, meme kanserine yakalanıyor. 2008 yılında ABD’de 182 binden fazla kadına meme kanseri teşhisi kondu. 40 bin civarı kadın da meme kanseri nedeniyle hayatını kaybetti. Ancak bütün bu üzücü istatistiklerin yanı sıra, yüz güldüren sonuçlar da var.

Bugün ABD’de 2.5 milyon yaşayan, tedavi uygulanmış sağlıklı meme kanserli hasta bulunuyor. 40 yaş üzeri kadınlarda mamografik tarama programlarının artmasının ve menopozdaki kadınlara önerilen hormon replasman tedavilerinin gittikçe azalmasının, meme kanseri tedavisindeki başarıyı artırdığı düşünülüyor.

Genetik yatkınlık.. Malesef, anne, teyze ve bunun gibi yakın akrabalarda hastalık vakası görülmüşse, sizin de yakalanma ihtimaliniz yükseliyor. Ama, ‘Annemde meme kanseri var kesin ben de ileride yakalanacağım’- diye bir şey yok.

Etkenlerin yanına stresi eklemeden geçemeyeceğiz. Stres birçok hastalığın sebebi olduğu gibi kanserin de başlamasına neden olabiliyor. O yüzden kanserden çekindiğimiz kadar da stresten ve bizde stres oluşturacak her şeyden uzak durmaya özen gösterelim.

Meme kanserinin erkenden teşhis edilebilmesi için belirli tanı yöntemleri vardır. Bunlar:

Kendi Kendini Muayene Etme: Meme kanserlerinin büyük çoğunluğu kişinin kendi kendini muayene etme sürecinde ortaya çıkar. Bu sebeple 20 yaşından sonra kadınların ayda bir kere, adetlerinin peşinden ayna karşısında meme muayenesi yapmaları gerekir. Herhangi bir değişiklik söz konusu olduğunda beklemek yerine hemen uzman bir hekime başvurmak doğru bir tercih olacaktır.

 

Doktor Muayenesi: Herhangi bir şikayetiniz söz konusu olmasa bile 20-40 yaşları arasındaysanız 3 yılda 1; 40 yaşının üzerindeyseniz ise yılda bir kez meme konusunda deneyimli bir genel cerraha muayene olmanız gerekir. Doktorunuz muayene sırasında iyi huylu meme kitlelerine rastlayabilir. Bu meme kitleleri genellikle daha yumuşak, düzgün, düzeyli, yuvarlak ve hareketlidir. Kanserli kitleler ise daha sert, yüzeyi düzensiz; dokuya daha sıkı tutunduğu için kolay hareket etmeyen yapılardır.

Görüntüleme Yöntemleri: Meme görüntülemesiyle meme kanserini mümkün olan en erken evrede saptamanız mümkün. Özellikle son dönemde elle hissedilmeyen ancak görüntüleme yöntemleriyle saptanabilen meme kanserlerine daha çok rastlanmaktadır. Sık kullanılan görüntüleme yöntemleri ise mamografi, ultrasonografi,manyetik rezonans görüntüleme ve biyopsidir.

Tüm bunların dışında aşağıdaki belirtilerin herhangi birine sahipseniz mutlaka doktora başvurunuz.

  • Memelerde kızartı, derisinde renk değişimi varsa;
  • Memelerde simetri bozulmuşsa, anormal şekilde biri diğerine göre belli bir zaman içinde değişmişse;
  • Meme başlarından şeffaf, ya da kanlı akıntı geliyorsa (normalde bazen akıntı gelmesi mümkündür. Ancak bu akıntı iç çamaşırını kirletecek miktarda geliyorsa ve ağrı varsa dikkate almanız gerekiyor);
  • Meme başlarında içeri çekilme, çökme, pozisyonunda değişme varsa;
  • Koltuk altında elle hissedilecek kitle oluşmuşsa;

Unutmayalım ki, erken teşhis hayatları kurtarmakla birlikte, uzun,yıpratıcı tedavi sürecinden de bizleri korumaktadır.

 

Sağlıcakla Kalın…

 

Kaynak:Bir23

Benzer Yazılar

Bir Cevap Yazın